günler öylesine birikti ki üstüste hızlı mı geçiyor yavaş mı aklımız ermedi.
nereye gidip,kime saplanacağı önceden belirlenmiş kiralık bir bıçağım.anatomim gereği kaybetmişim gözlerimi asırlar önce.şaşırıyorum tüm hedefleri.kimi kanattığımı bilmeden daha derinlere iniyorum.daha çok kanatıyorum.
ya paslanacağım
ya da bileneceğim
bir bıçaktan adam olmaz.bir bıçak aşık olamaz.bir bıçak ne yaparsa yapsın,yerini dolduramaz kılıcın.ve asla sap olamaz; kardeşi baltaya.
kör değilim.kesmem gerekirse en demirini keserim gözümü kırpmadan.ama ne yazık gözlerim yok.
bir bıçağa öğretmelisiniz kuzu kuzu oturmayı.cepte durmayı.kılıçlarına saygı , çakılarına sevgi duymayı.
ustadan çıkma bir bıçak hiçbirşeydir.bilenmiş bir bıçak ise daha çok hiçbirşeydir.neye uğradığını şaşırmış.belki bir yarasa kadar umarsız,bir beyaz balina kadar yılgın.bir savaşçı kadar kararlı , bir aşık kadar kendini bilmez. gerisi su götürmez yıkım.tam bir yıkım.
bıçak affolur mu?
yaptıkları unutulur mu?
buna ya gece ve karanlık, ya geminin kaptanı , ya düşman ya da aşık karar verebilir ancak..
bırakın bıçağı.rahat rahat doğrasın ekmeğini...
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment